Reklam
Genel

Mecnun Sana Söylüyorum, Leyla Sen Anla!

Reklam

Kelâm var mıdır Allah’ım kelâmın üstüne?
Selâm var mıdır Allah’ım selâmın üstüne?
Selâmün Aleyküm…

Çok sevmiş Mecnun, o kadar çok sevmiş ki…
Demişler Leyla Sultan yemek dağıtıyor. Koşmuş bizim Mecnun, sıraya girmiş. Leyla’nın elinde çanak gelen yemek veriyor. Sıra Mecnun’a gelince, ‘’çık’’ demişler çanağın tersiyle. Mecnun gülmüş, bir daha sıraya geçmiş. Yine herkese yemek koyarlarken, Mecnun’a çanağın tersiyle çık demişler. Mecnun gülmüş yine sıraya geçecek, bir arkadaşı omzundan tutmuş;
Yahu Mecnun, bu Leyla’nın sana ne yemek vereceği var ne de başka bir şey. Ne yapıyorsun? Kendini rezil etme!
Mecnun gülmüş ve demiş ki;
‘’Olmasaydı bana meyli? Vurur muydu çanağına bana Leyli?’’

Ârifler bu hâdiseye başka bir yerden bakar ve derler ki;
Leyla şunun için vurdu çanağa. Mecnun’a lisân-ı hâl ile dedi ki; yahu Mecnun bunlar beni bilmezler. Yemek dağıtıyorum zannediyorlar, gelip yemek alıyorlar. Sen ki beni bilirsin. Sen ki Mecnunluk iddiasındasın. Beni istesene! Yemekle ne işin var senin? İşte onun için vuruyordu.

Mecnun sokakta dolaşırken, çok affınıza mağruren; ama mesele daha net anlaşılsın diye ifade edeyim.
Uyuz bir sokak köpeği böyle köşeden geliyor. Mecnun koşmuş onu kucaklamış, sarılmış, öpmüş, seviyor. Sokaktakiler,
‘’Ne yapıyorsun?’’ demişler.
Boynunu bükmüş Mecnun, Leyla’nın mahallesinin köpeği, belki Leyla’nın gözleri değdi ona. Belki elinden bir yudum su içti. Dokunmayın ona, o köpek başka.
Mecnun’a demişler madem çok seviyorsun, çok istiyorsun gidip isteyelim şu Leyla’yı.
Gitmişler Leyla’yı istemişler, vermemişler. İki tarafın köylüleri birbirlerine taş atmaya başlamışlar. Bir bakmışlar mecnun karşıda, kendi köylülerini taşlıyor. Mecnun ne yapıyorsun? Biz senin için geldik buraya, bizi niye taşlıyorsun?
Onlar Leyla’nın köylüsü, ben onlara nasıl dokunayım?

Mecnun kafayı bozmuş Leyla’nın aşkından, vermiş kendini çöllere. Birisi de namaz kılıyormuş çölde. Namazı bitip selâm verince, gelmiş Mecnun yakasına yapışmış.
Be hey insafsız adam, namazımı bozdun, niye bakmıyorsun etrafına diye çıkışmış.
Baba demiş, ben Leyla’nın sarhoşuyum, ne seni gördüm ne de namaz kıldığından haberim var. Sen Mevlâ’nın huzurundaydın, beni nasıl gördün. Gördüysen, bu kıldığın nasıl namaz?

İşte değerli dostlar;
Leyla ile Mecnun hikâyeleri hiç boşuna anlatılagelmiş değildir, çok sevmiş, çok…
Abdürrahim Karakoç, Rabb’im rahmet etsin. Şu yazıyı okuyanların bir Fatihâ’sına vesile olur diye, derdi ki bir şiirinde;
‘’Her ne kusur varsa, geçen zamanda;
Suçsuzdur aynalar, elâ gözlü yâr.
Mecnunlar Mevlâ’yı bulursa canda,
El olur Leylalar, elâ gözlü yâr.’’

Bâkî selâm ve muhabbetlerimle…

Son güncelleme: 24 Ocak 2020 – 17:53

Reklam

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu