Birçoğumuz küçükken masallardaki aşka inanır, bir gün tüm kalbimizle beyaz atlı prensimizi bulacağımızı düşünürüz. Ancak zamanla doğru kişinin karşımıza çıkacağına olan inancımızı kaybederiz. Çünkü yaşanılan yıkıcı ilişkiler inancımızı yerle bir eder. Kendimizi ve çevremizi “Demek ki sana göre değildi.” diyerek teselli ederiz. İnsanlar olgunlaştıkça ve sonu ayrılıkla biten ilişkiler yaşadıkça gerçek aşka ve doğru kişiye olan inançlarını kaybederler. “ Bu kişi tam bana göre.” diye tanımladığımız aslında bizim için doğru kişi mi?
Aslında doğru kişi kriterlerini biz belirleriz. Bizim partnerimizden ya da ilişkimizden beklentilerimiz vardır. Uyuşamadığımız noktada sabırsızca karşımızdaki doğru kişi değil der ve ayrılık kararı alırız. Bu şekilde davranmak yerine beklentimizi en aza indirmeli ve karşımızdaki kişiyi değiştirmeye çalışmaktan vazgeçmeliyiz. Neyi, neden istediğinizi iyi belirleyin. Aradığınız kişinin maddi kriterleri, toplumsal statüsü, güzel ya da yakışıklı olması neden önemli? Bu kriterlere gerçekten siz mi karar veriyorsunuz yoksa toplumsal baskının sonucu mu? Bir ilişkiden istediğimiz tek şey sevilmek veya anlaşılmak iken neden bu kadar zorlaştırıyoruz? Zihnimizde oluşturduğunuz kalıptaki kişiyi bulmak çok güç olsa da bulamadığınızda sabırsız davranmayın. Birini tanımaya çalışmak muhtemelen en zor şeylerden biridir. Önyargılarınızı kenara bırakıp tanımaya açık olun. Sizin kalıbınıza uymayan ve istediğiniz gibi değişmeyen biri için ilişki hayal kırıklığı ile sonuçlanacaktır.
Doğru kişi karşınıza çıkıp “ Evet o benim. ” demeyecektir. Sizin bunu fark etmeniz gerekir. Öncelikle ikili ilişkilerde bencilliği ve egoyu dışarıda bırakın. Doğru kişinin ilk işareti sizi en az kendisi kadar, aileniz kadar düşünen biridir. Yakın arkadaşlarınızla nasıl eğleniyor, güzel zaman geçiriyorsanız hayatınızdaki kişiyle de aynı şekilde eğlenebilmeniz önemlidir. Fikirlerinizi önemseyen ve değer veren birisinin varlığı size iyi gelecektir. Unutmayın sevgi iyileştirir…
Kavga ettiğiniz halde sizi dinleyen, yapıcı davranan, çözüm arayan kişi doğru kişi çemberi içerisinde yer alır. Her ne kadar “Zıt kutuplar birbirini çeker.” Destek de ilişkide zamanla bunun doğru olmadığını fark ederiz. Çünkü bizim gibi düşünmeyen, birbirinden çok farklı görüşte ve farklı ilgi alanları olan bireylerin zaman içinde birbirlerine bakış açıları değişir. Kısa vadede hayatımızı zenginleştireceği düşüncesi hoş gelebilir ancak uzun ilişkilerde bu durum tam tersidir. Konu hayatı paylaşmak noktasına gelmişse biz neysek partnerimizin de bizim gibi olmasını isteriz. Çünkü farklı hayat görüşleri olanlar zamanla ortak noktadan uzaklaşır ve bu beraber zaman geçirme süresini ve kalitesini olumsuz etkiler. İlgi eksikliği yaşanır ve artık birbirlerini sevmediklerini fark ederler. O nedenle zıt kutuplar yerine benzer olanları tercih edebiliriz.
“Doğru kişiyi arıyorum ama bir türlü karşıma çıkmıyor.” diyoruz. Aslında aramadığınızda karşınıza çıktığını fark edeceksiniz. Kendi içinize yönelip, eksik gördüğünüz davranışlarınızı, özelliklerinizi geliştirebilirsiniz. Çünkü biz doğru kişiyi arıyoruz ama acaba biz doğru kişi miyiz? Önce kendimiz doğru kişi olmalıyız. Mesela iyi bir ilişkide olmazsa olmaz şeyler; sevgi, saygı, sadakat, ve sabırdır. Bunlardan bir tanesinin eksikliği ilişkiyi bitirebilir.
Doğru insan kriterlerini oluştururken daha gerçekçi olmamız gerekiyor.
Eğer doğru insan tanımını yapacak olursak: Siz bir şey anlatırken gözlerinizin içine bakıp içtenlikle sizi dinliyorsa, onunla konuşmaktan ve zaman geçirmekten çok keyif alıyorsanız, varlığı size huzur veriyorsa, zayıf yönlerinizi de onunla paylaşabiliyorsanız, bazen en iyi arkadaş, sırdaş olabiliyorsanız, sizi seven, ilgi gösteren, saygı duyan biri varsa doğru kişiyi seçmişsiniz demektir.
“ Aslında doğru kişi varmış. ” dedirtecek kişiyle bir an önce karşılaşmanız dileğiyle
Sevgiyle kalın,
Psikolog Neriman Çolak
Son güncelleme: 8 Haziran 2020 – 10:16




Doğru kişiyi bulamıyorum demeden önce , doğru kişi ben miyim toplumsal kriterlere uygun muyum diyebilmek… Tebrik eder yazilarinizin devamini bekleriz.