Selâm var mıdır Allah’ım selâmın üstüne?
Kelâm var mıdır Allah’ım kelâmın üstüne?
Önce selâm, sonra kelâm değerli dostlar.
Selâmün Aleyküm.
Rabb’imizin rahmeti, bereketi, mağfireti, irfânı, ihsanı cümlemizin üzerine olsun.
İki cihan güneşi peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa’nın (sav) üzerine sonsuz
salât ve selâm olsun.
O erler ki, gönül fezasındalar,
Toprakta sürünme ezasındalar.
Yıldızları tesbih tesbih çeker de,
Namazda arka saf hizasındalar.
İçine nefs sızan ibadetlerin,
Birbiri ardınca kazasındalar.
Günü her dem dolup her dem başlayan,
Ezel senedinin imzasındalar.
Bir ân yabancıya kaysa gözleri,
Bir ömür gözyaşı cezasındalar.
Her rengi silici aşk ötesi renk;
O rengin kavuran beyzasındalar.
Ne cennet tasası ve ne cehennem;
Sadece Allah’ın rızasındalar.
Necip Fazıl KISAKÜREK
Ramazan-ı Şerif,
Biraz da ‘’Allah rızası için iş yapmak ne demek?’’ onu öğretmek için de geliyor her yıl
bir ay boyunca.
İftarıyla, sahuruyla, imsakıyla, terâvihiyle, mukâbelesiyle, zekâtıyla, sadakasıyla,
muhabbetiyle gelir. Cennet kaygısını ve cehennem korkusunu bırak bir kenara,
Allah’ın rızası olmayınca, ne birinden âzat olmak mümkün ne de diğerine kavuşmak.
Dervişler ne güzel kelâm-ı kibar etmişler;
‘’İlahî ente maksudî ve rizake matlubî."
İşte bu sırrı tâlim ettirmek için gelir RAMAZAN. Bu sırrı tâlim ettirdiğimiz
zaman, bambaşka insanlar olacağız.
İncelmiş.
Zarif.
Lâtif.
Letâifleri âlemi emre doğru yükselmiş.
Nefislerinden âzat olmuş.
Duruşları.
Bakışlarıyla.
Her halleriyle Allah’a koşan.
Necip Fazıl üstâdın dizelerindeki o güzel kelâmlara muhatap olup,
‘’Bir anlık visal başka, kesiksiz huzur başka.’’
Bir anlık visallerden, kesiksiz huzurla hemhâl olan kullardan olacağız Allah’ın (cc)
izniyle.
Hani şimdilerde birbiriyle konuşmaktan, imtinâ eden adamlardan olduk ya!
Hani şimdilerde birbirini anlamaktan, uzak adamlardan olduk ya!
Eskiler, ayakkabısını anlarmış, suyla konuşurmuş, bir bardak çayı bile
bırakırken, sertçe bırakmazlar, ‘’bardak incinir’’ diye korkarlarmış.
Hızlı yaşıyoruz, yemekler hızlı, kitaplar özet, kelimelerin içi boş değerli dostlar…
Edip Canseverce söyleyelim;
‘’Gelmiyor içimizden hüzünlenmek bile,
Gelse de bir caz müziği gibi,
Gelip geçiyor hüzün,
O kadar çabuk, o kadar kısa, işte o kadar…’’
RAMAZAN biraz da ‘’bir dur, bir düşün, bir dinle!’’ demek, içi boşaltılan
kelimelere anlam yüklemek için geliyor.
Meselâ, ‘’muhabbet’’ kelimesinin içini doldurmak, ona bir anlam vermek için
geliyor RAMAZAN.
…Ve RAMAZAN biraz da bize nasihât etmek maksadıyla geliyor.
İftarıyla, sahuruyla, imsakıyla, terâvihiyle, mukâbelesiyle, zekâtıyla, sadakasıyla,
muhabbetiyle nasihât eder.
Yeter ki nasihâti duymaya, kulağımız olsun.
Yeter ki nasihâti görmeye, gönlümüz olsun.
Bâkî selâm ve muhabbetlerimle…
Son güncelleme: 1 Mayıs 2020 – 10:15



