Reklam
Genel

VAR MI DAHA AĞIR YÜKÜ OLAN?

Reklam

Selâm var mıdır Allah’ım selâmın üstüne?
Kelâm var mıdır Allah’ım kelâmın üstüne?
Önce selâm, sonra kelâm değerli dostlar.
Selâmün Aleyküm.
Rabb’imizin rahmeti, bereketi, mağfireti, irfânı, ihsanı cümlemizin üzerine
olsun.
İki cihan güneşi peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa’nın (sav)
üzerine sonsuz salât ve selâm olsun.

Soğuk bir kış günüydü. Dışarıda şubat soğuğu bıçak gibi keserken
havayı, içeride sımsıcak bir konunun önemini anlatıyordum
öğrencilerime. Konu hassastı, kutsal emanetlere vermiş olduğumuz
değer, ne âlemde gönül dünyamızda …
Kur’an-ı Kerim öğrettiğim yaşlı bir teyzemiz vardı. Kur’an-ı Kerim’in kutsal
emanetler karşısında bizlere verdiği öğütleri ve peygamber efendimizin
(sav) bu konuda yaklaşımlarını anlatınca;
-‘’Hocam, bir şey anlatabilir miyim?’’ diye sordu.
– ‘’Tabiki buyurun’’ dedim.
Sınıf ortamı olunca kolay olmuyor bu durum…
-‘’Hocam, on yıldır evladımla görüşmüyoruz’’ cümlesiyle girdi mevzuya.
-‘’Neden’’ diye sordum?
-‘’Üzücü şeyler oldu, o mesafe koydu, biz de mesafe koyduk. Onun adım
atmasını bekledik, biz de adım atmadık.
Konu komşunun yaklaşımı da etkili olmuş biraz. ‘’O gelmeli ayağınıza,
özür dilemeli sizden’’ diye olumsuz görüş bildirmişler.
Dedim ki o teyzemize;

-‘’Toplum olarak davranış şeklimizi, kıblemizi ahlâka döndürmeliyiz. Nasıl
ki ibadette kıblemiz Kâbe ise, insanî ilişkilerimizdeki kıblemiz de ahlâk
olmalıdır. Biri şunu dedi, diğeri şunu söyledi düşüncesinden ziyâde,’’
elâlem ne der’’ değil, el-Âlim ne der? düşüncesine hicret edebilirsek işte
o zaman kazananlardan oluruz.
Peygamber efendimizin (sav);
‘’İki kişinin arası açıldığında ilk adımı kim atarsa, ilk selamı kim verirse, ilk
hatırı kim sorarsa sevabın büyüğünü o götürür’’ hadis-i şerifini açıkladım.
Teyzem, bak yaşın ilerlemiş, Allah geçinden versin şu durumda vefat
etsen, çocuğunun bu günahla kalmasına gönlün razı olur mu?
Peki, evladın vefat etse ve sen bu durumda kalsan yüreğin sızlamaz mı?
diye sordum.
Anne yüreği işte elvermiyor. Bunları anlattıktan sonra şu erdemli
cümleleri zikretti;
‘’Hocam, ders bitince ilk işim evladıma gitmek olacak.’’
Aynı şehirde yaşıyorlarmış, on yıl sonra oğlunun çalıştığı lokantanın
önüne geliyor, ama ayağını o kapıdan içeriye atamıyor. Kolay değil,
‘’yılların birikimi var, etrafımdakiler ne der düşüncesi var’’ şeytan boş
durmuyor tabi.
Vitrinin önüne geçiyor bu sefer, oğlunu görüyor. Oğlunun yemek dağıttığı
sırada, onunla göz göze geliyor.
Yıllardır görüşmeyen oğlu o an, donup kalıyor bu manzara karşısında.
Elindeki işini bırakıp koşuyor annesine. Sarılıyor ellerine, öpüyor
yanaklarını, sarılıyor boynuna. Öyle bir ‘’anam’’ diyor ki, ciğerlerini
dağlıyor bu duruma şahit olanların.

Değerli dostlar;
Gönülden rahmetin kapısını çalarsak, Rahman (cc) hiç kimseyi eli ve
gönlü boş döndürmez. Mübarek on bir ayın sultanı Ramazan-ı Şerif’in
rahmetinden, bereketinden, mağfiretinden müstefit olmaya gayret ettik şu
güne gelene kadar, elhamdülillah.

Sayılı günler kaldı, geldi geliyor derken, gitti gidiyor şehr-i gufran. Seneye
gelir gelmesine hem de on gün önce gelir; ama biz içinde olabilir miyiz?
Orası meçhul.
Günahlardan azat olunmanın son demlerini dolu dolu geçiremezsek
nedâmet duymaz mıyız bir ömür?
Kutsal emanetlerimiz olan ana, baba duâsında yer edinemezsek
gönlümüz yaralı kalmaz mı bir ömür boyu?
Yetime, yoksula, fakire bayram gelmeden bayram ettiremezsek öksüz
kalmaz mıyız bir ömür boyu?
Sayılı günler kala, kalbimizi yoklayalım olur mu?
Fitremizi bayram gelmeden ulaştıralım yetme, yoksula, fakire, öksüze.
Zekâtımızı buluşturalım ihtiyaç sahipleriyle ki hem malımızı hem de
gönlümüzü temizleyelim.
Gücümüz varsa itikâfa girelim.
Kendimizi sorguya çekelim, ‘’günah sevap tartısında neyim ağır basıyor
‘’diye.
S/özün özü;
Fabrika ayarlarımıza dönelim. Belki bu son fırsat olabilir!

Bâkî selam ve muhabbetlerimle…

Son güncelleme: 15 Mayıs 2020 – 15:25

Reklam

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu