Reklam
Genel

…Ve Ramazan Gidiyor

Reklam

Ne güzel de tasvir etmiş şâir,

‘’Gelişiyle memnun, gidişiyle mahzun edene sevgili denecekse eğer,
Ramazan mümine bir sevgilidir.’’

…Ve Ramazan gidiyor.

Rahmeti, bereketi, muhabbeti, mağfireti, iyiliği alır ve nasip olursa yeniden gönül
dünyamıza uğramak için gidiyor.

Bu yıl evlerimizde eda etmeye gayret ettiğimiz teravihlere tatlı bir huzur,
İftar sofralarına hoş bir heyecan,
Sahura bir safa, sehere bir kıvam,
Çocukların uykusuna bir letafet,
Annelerin sahur ve iftar telaşına bir zarafet bırakarak gidiyor.

Mübarek on bir ayın sultanı Ramazan-ı Şerif;
Şehre, gökyüzüne, ağaçlara, çiçeklere, her şeye muhabbeti, güzelliği getirip,
On bir ay sonra, bir kez daha müminleri sevindirmek umuduyla bütün yükünü toplayıp
gidiyor.

Rahmet ayı, mümini özler, müminse Ramazan’ı daha fazla özler.
Çünkü insanın nefsi vardır, gafildir, dünyaya kapılır bazen.
Bazen niçin yaratıldığını unutuverir; ama Ramazan-ı Şerif öyle mi?
Onun işi, mümine kim olduğunu hatırlatmak.

İnsana, bir iyilik daveti, bir güzellik, bir huzur, bir muhabbet taşımak.
İşte bu güzellikleri, bütün insanlığa emanet eder ve yediden gelmek üzere gider
Ramazan.

İnsan dağılır,
Ramazan toparlar.
İnsan yanılır,
Ramazan, düzeltir.
İnsan acıkır,
Ramazan, doyurur.
Bizleri rahmetiyle toparlayıp,
Kur’an ile düzeltip,
Bereketiyle doyurup, kutlu bir miras bırakarak gidiyor iki gözümüzün nuru Ramazan.

Ramazan-ı Şerif; bir huzur iklimi, kalplerimizin diriliş ayı.
Yorulan ruhlarımızın dinlenme konağı, misafirlerin en güzeli.
Gönül dünyamıza getirdiği huzurla, beklenen misafir olan Ramazan, rahmetini,
bereketini, muhabbetini, bir olmayı, ümmet olmayı, benden geçip, biz olmanın
muazzam sevincini yeniden yaşatıp gidiyor.

İftarın neşesiyle ‘’Ramazan Sevinci’’, gecenin huzuruyla ‘’Sahurun Bereketi’’ olmuş ve
1442’nin Ramazan-ı Şerif’inde buluşmak niyazıyla gidiyor Ramazan.
Ramazan-ı Şerif, bu yıl kutlu bir imtihan bırakarak gidiyor. Söz büyükleri derler ki;
‘’Allah bir kuluna bir şeyi ikram edecekse, ona musibet elbisesini giydirirmiş.’’
Bu yıl, mübarek Ramazan-ı Şerif ailemize, milletimize, devletimize ve tüm İslam
âlemine imtihan tohumlarını ekerek gidiyor.

Ramazan’ın ardına gizlenmiş olan bayram, sanki Ramazan’ı uğurlamadaki hüznü
avutmak için hediye edilmiştir oruçla suya kanan gönüllere.
Küçük bir çocuğu kandırır gibi eklenmiştir ulu ayın ardına.
Bitti; ama bayram edin üç gün, mesabesinde bir oyalama.
Halim (cc) kullarına, ne çok ayrıntı ne çok incelik yerleştirmiştir müminin hayatına.
İşte ben de hep Ramazan Bayramı’nı o yumuşaklığın bir nişânesi görür, içimdeki
özlemi hafifletme çabasına düşüveririm.
Ne diyelim, ayların sultanını bahşeden Yaradan, bayramı da vermiş ve üç güne yayıp
tüm ayın iftarıymışçasına sevinelim istemiş.
“Oruçlu için iki sevinç vardır:
Birinci sevinci, iftar vaktindeki sevincidir. Diğeri de Rabb’ine kavuşup mükâfatını
aldığı zamanki sevincidir” diyorsa Habib (sav), bizim de dilimize, gönlümüze, ‘’yarın
huzuru mahşerde hesabımızı kolay verip asıl bayrama kavuşalım inşALLAH’’ duâsı
düşer.

‘’Var mı daha ağır yük zamanı çekmek kadar?
Yaşama sebebimsin su kadar, ekmek kadar…
Ayrılığın, özlemin, her şeyin bir hazzı var.
Seni anlamak da güzel, seni beklemek kadar…’’
Biz seni yeniden bekliyoruz ey nazlı sultan. Sen gelirsin gelmesine hem de bizi çok
özleyerek on gün önce gelirsin; ama biz seni karşılayabilir miyiz? Orası meçhul!

“Elveda”;sız bir uğurlamayla,
“Yine gel Ya Şehr-i RAMAZAN”

Bâkî selam ve muhabbetlerimle…

Son güncelleme: 22 Mayıs 2020 – 12:35

Reklam

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu