Selâm var mıdır Allah’ım selâmın üstüne?
Kelâm var mıdır Allah’ım kelâmın üstüne?
Önce selâm, sonra kelâm değerli dostlar.
Selâmün Aleyküm.
Rabb’imizin rahmeti, bereketi, mağfireti, irfânı, ihsanı cümlemizin üzerine olsun.
İki cihan güneşi peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa’nın (sav) üzerine sonsuz
salât ve selâm olsun.
Günümüzde gençlerimize çok önem veriyorum, millet bu gençlik nereye gidiyor
serzenişinde bulunuyor; ama biraz da kendimize bakmamız gerektiğini
düşünüyorum.
Müberra kitabımız Kur’an-ı Kerim’i okurken dikkatimi çekmiştir; genelde genç figür
hep olumlu örneklerle anlatılır.
İbrahim (as) bir gençtir, olumludur.
Ashab-ı Kehf bir gençtir, olumludur.
Hz. Yusuf (as) bir gençtir, olumludur ve hep olumlu örnekler üzerinden zikredilir.
Geçen yıldı…
Mübarek gecelerden biriydi.
Benim çok sevdiğim pırıl pırıl, altın kalpli, yaşayışı dinimize uygun dünyalar tatlısı
bir genç kardeşimiz aradı.
Hocam, bir hocamızı aradım, ‘’bu gece ne yapayım, nasıl ibadet edeyim’’ sordum.
O da bana bir namaz tavsiye etti ve bunu kılman ‘’lazım’’ dedi.
Hocam iki rekât kıldım, kırk dakika oldu, kıl kıl bitmiyor.
Birinci rekâtta yirmi kere şunu okuyacaksın, rükûda şunları söyleyeceksin… Bir de
bu namaz on rekât.
‘’Ben ne yapayım’’ diye soruyor.
Ben de cevaben ‘’peki, sen hocaya, hocam, bu namazı sen kıldın mı, bu namaz kaç
saat sürüyor, sordun mu? Dedim.
İkimizde tebessüm ettik.
İşte değerli kardeşlerim, mevzu tamda burada başlıyor.
Yaşamadığımız dinin on katını, yaşıyormuş gibi insanlara anlatıyoruz; ama
rehberimiz olan Hz. Muhammed’in yaşantısına göz atmıyoruz.
Peygamber efendimiz (sav) yaşadığı dinin çok azını, asgari olanını, devamlılığı
sağlanabilecek güzellikleri anlatıyordu insanlara.
Din üzerine konuşurken ahlak kurallarını göz ardı etmemeliyiz.
Nedir bunlar?
1- Yaşamadığımızın çok azını insanlarla paylaşmak, yaşanılabilir olanları
anlatmak.
2- Dinimizi tartışma ortamından uzak tutmak.
3- Yorumlarımızı ‘’din’’ diye insanlara anlatmamak.
Günümüzün en önemli hastalıklarından birisi de başkası adına düşünüp başkası
adına konuşmak…
Ben sağlıklı toplumu iki nokta üzerinden tanımlıyorum;
Sağlıklı toplumda;
1- Sorunun peşine düşülür, sorun ne?
2- Çözüm aranır.
Sağlıksız toplumda;
1- Suçlunun peşine düşülür.
2- Kahraman beklenir.
Din üzerine konuşanları kendi üzerimize almayıp başkası adına dinleme yoluna
gidersek suçluyu ararız. Başkası üzerine dinlediğimiz için de üzerimize alınmayıp
kahraman bekleyeceğiz.
Hâlbuki Rabb’imizin her âyetini ve peygamber efendimizin (sav) o güzide
hadislerini kendi adımıza dinleyip kendimize payeler çıkarsak mevzu
güzelleşecek, sorun çözülecek, kahraman kendimiz olacağız.
Kendime özeleştirim her dâim şudur;
Ey Mustafa!
Ne konuşursan konuş, önce kendi adına konuş.
Ne dinlersen dinle, önce kendi adına dinle.
Kimseyi ötekileştirme.
Kimseye hakaret etme ve kimseyi hizaya sokmaya çalışma.
Kimseyi âyet ve hadisle dövmeye çalışma. Âyet ve hadis kimsenin sopası değildir.
Bunlar Rabb’imizin ve peygamber efendimizin (sav) bizlere doğru istikamet vermek
üzere gösterdiği ilkeleridir. Bizim zihnimizi ve ahlak dünyamızı şekillendiren
mukaddes değerlerdir.
Ya Rabb’i!
Cümlemizi hakikâti söylerken kekelemekten, hakikâti yaşarken de lekelemekten
muhafaza eyle.
Bâkî selam ve muhabbetlerimle…
Son güncelleme: 12 Haziran 2020 – 15:34



