Reklam
Genel

2020 Yılına Üç Nokta Bıraktım

Reklam

Yıllar önce okuduğum kitabın hikâyesidir sizlerle paylaşacağım bu satırlar…

‘’O, bunu biliyordu. Askere giderken eşiyle son kere yalnız kaldığında demişti ki, “Eve gönderdiğim her mektubun sonuna üç tane nokta koyacağım; üç tane nokta… O üç nokta, senin içindir, anladın değil mi?”
Hiç anlaşılmaz mıydı? Eski askerliklerin uzun yıllarında, derbeder fasılalarla eve gönderilen her mektubun sonunda hep o üç nokta vardı. Analar, babalar, teyzeler, amcalar, komşular ve tanıdıkları hatırlarının sorulmasına memnun oluyorlar, duâlar gönderiyorlar; ama mektubun sonundaki o üç noktaya hiç mi hiç dikkat etmiyorlardı. “Üç nokta”nın muhatabı ise, her defasında bir öncekinden leziz, hasret ve aşk dolu cümleler okuyordu. Hiçbir edibin o güne kadar kaleme almaya muvaffak olamadığı güzellikteki aşk mektupları, üç noktanın içindeki daracık mekânda, her defasında ter-ü taze sevgi kelimeleriyle uzun yolculuklar ediyor, günlerce kayınbabanın emekli cüzdanında, kayınvalidenin elif cüzünün arasında bir muska ihtimâmı ile gezdirildikten sonra lütuf kâbilinden gelin hanıma da gösteriliyordu.
Onun mektupta yazılanlara aldırış ettiği yoktu; son satırın sonundaki üç noktayı arıyor, buluyor, okuyor, taze havâdisler ve mahrem sevgi sözlerini deşifre ediyor ve daima, o üç noktayı buğulanmış gözlerinden süzdüğü üç damla gözyaşı ile yıkıyordu.
Seneler, seneler sonra, bütün sözlerin mahremiyet yaşmağını yırtıp, üryan tekilliklere düştüğü bir gün, yüreğinin tam üzerinde sakladığı son mektubu çıkarıp sonundaki üç noktayı okşarcasına seyrederek sevgilisine şöyle demişti:
– Sahi Ahmet Bey, ne güzel mektuplar yazardın eskiden?’’

Değerli dostlar;
‘’Üç noktanın imâ ettiğini, yeri gelir, bütün bir edebiyat şerh etmekte acze düşer, anlatamaz.’’ der yazar.
Bazen susarız ya hani, sözün bittiği yerde susarız ve sadece bakarız.
Victor Hugo’nun çok sevdiğim güzel bir sözü var;
‘’Bir bakış, bir bakışa neler neler anlatır.
Bir bakış, bir bakışı senelerce ağlatır.’’

Öyle değil mi değerli dostlar;

Bir bakış, bazen üç nokta olur.
Yanaktan süzülen üç damla yaş, üç nokta olur.
Bazen bir kurtuluş vesilesi olur, o üç noktalar.
Bazen anlatılamadığı, kelimelerin takat yetiremediği için susuverdiğimiz hakikatin anlatıcısı ve ta kendisi.
Ölüm de giderken gönlümüze ve ömrümüze üç nokta bırakır.
O üç noktaları, ebedi âleme göçen sevdiğimizi toprağa verdikten sonra, kendimize çeki düzen vermek için biz doldururuz.
Her an ölecekmiş gibi bâkî âleme hazırlanarak, hiç ölmeyecekmiş gibi fâni âlemde Allah’ın rızasını gözetip, güzellikleri çoğaltmakla cömertliğimizin en üst seviyesini göstermekle yetimin başını okşamakla fakiri doyurmakla…

S/özün özü aziz okuyucularım,
Öyle yaşayalım ki, mahşer günü şu saydıklarımız gelsin ve desin ki;
‘’Ne güzel üç noktaların arasını doldursun sen. Haydi, gel beraber Rabb’imize gidelim. Haydi, sana şefaat edeyim.’’

Vakit o vakittir işte!

Bâkî selâm ve muhabbetlerimle…

 

 

Son güncelleme: 1 Ocak 2021 – 14:56

Reklam

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu