Topluma baktığınızda Herkesin dilinde “adalet’ nidaları
Kimi verilen cezayı haksız buluyor kimi verilmeyeni
Kimi alacağı için bağırıyor kimi haksız yere işten çıkartıldığını düşündüğü için
Herkes adalet istiyor istemesine de lakin; istemekte dahi “adaletsizlik” mevcut ,
Kanunlar ucu bize dokunana kadar iyi, Bize dokununca kötü,
Yargının kararları bizden yana ise “adaletlidir’ değilse “adaletsiz’..
İstiyorlar ki kanunlar hep onlardan yana olsun, terazinin kefesi hep kendi yanlarına eğilsin
Ne yazık ki toplumda terazinin en büyük dengesizliği de adalet kavramında…
Peki toplumda bu kadar “adalet” nidalarının yükselmesi neden ?
Aslında..
Toplumda anlamını kaybeden kavramlardan birisidir adalet
Gerek yasa koyucular gerekse yasayı uygulayanlar gerekse savunma makamı
bu eksen etrafında bu dengeyi sağlamakta yetersiz kalmaktadır.
Hak aramak, Hukuku uygulamak neticede adil olana varmak bu kadar yozlaşmamalı
Yasayı uygulayanların hak ve hukuk eksininde sınıfta kalmasının en büyük nedeni
bireylerin hayat hikayesini bilmeden ve değerlendirmeden hatta içinde bulunacağı durumun
getireceği olumsuzlukları göz ardı ederek “yasada ne yazarsa o”nu uygulamalarıdır.
Salt yasada yazanı uygulamak
Vicdanların körelmesine ve toplumun adalet diye bağırmasına neden Olmakta,
Artık mahkeme salonlarında yazan ”adalet mülkün temelidir” ibaresi basit bir cümle olarak
algılanmaktadır.
Sorunun temelden çözümü adına
İlk önceliğimiz kişinin hikayesini iyi bilmek ve vicdani kanaati de ona göre vermektir.
Peki buradan ne anlamamız gerek
Bir çocuk bir ekmek çaldığında yasada verilecek ceza bellidir.
Ancak bu çocuğun ekmek çalmasına neden olan hikayesine göre hüküm kurmak
Vicdani kanaatle ilgilidir,
İşte tam bu yüzden verilecek hüküm önce vicdanlarda kabul görmelidir.
Vicdanlarda kabul görmeyen hükümler yüzünden toplum “adalet “ diye haykırmaktadır.
Hukuku uygularken, haklarımızı ararken en temel önceliğimiz
Teraziyi tuttuğumuzda elimizin yanmaması,
Hak dengesini sağlarken vicdanları tatmin etmemiz
Kısacası her şeyden evvel gönüllerde adaleti sağlamamızdır…
Peki gönüllerde adaleti sağlamak nasıl mı olacak ;
İşçinin alnının teri kurumadan hakkını verdiğimizde
Bir suçluya ceza verirken vicdanlarda da yer bulduğumuzda
Toplumun yargıya olan güvenini tazelediğimizde ve
Hayatın her alanında “merhamet” duygusunu yitirmeden yaşadığımızda
Bir şeyi yerli yerine koyduğumuzda
Suçluyu ya da suçsuzu bulmaktan ziyade; merhameti aramadığımızda
İşte o zaman gerçek adaleti gönüllerde sağlamış oluruz…
Ne de güzel demişti üstad” bir masuma kıymaktansa bir cürümlüyü serbest bırakmak yeğdir…”
Av. Mahfuz Erzen
Son güncelleme: 10 Ekim 2019 – 00:41



