Reklam
Denizli VaktiGenelGündemSon Dakika

Hüseyin Gürlesin’in Avukatından Açıklama

Reklam

Pamukkale Belediyesi önceki dönem Belediye Başkanı Hüseyin Gürlesin hakkında İçişleri Bakanlığı tarafından başlatılan inceleme ilgili Gürlesin’in Avukatı Halil Özyolcu, yazılı bir açıklama yaptı.

Özyolcu açıklamasında, “ Müvekkil Hüseyin GÜRLESIN, 30 Mart 2014 yerel seçimlerinde Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) adayı olarak seçime girmiş ve Denizli ilimizin merkez ilçelerinden olan Pamukkale ilçesinin kurucu belediye başkanı olmuştur. Yirmi yılı askın süreden beri aktif siyasette yer alan müvekkil, belediye başkanlığından önce de, Meclis Başkan Vekilliği, Grup Başkan Vekilliği, Merkez Köylere Hizmet Götürme Birlik Encümen üyeliği, Plan ve Bütçe Komisyon Başkanlığı, Denetim Komisyon Başkanlığı, Pamukkale Çevre Koruma Birlik Üyeliği ve AB Dış İlişkiler Komitesi Kurumsal İlişkiler Daimi Komitesi üyeliği, Denizli ili Il Genel Meclisi Başkanlığı gibi görevlerde bulunmuştur” dedi.

“DENİZLİ’NİN KALKINMASINA ÖNEMLİ İMZALAR ATMIŞTIR”

Is hayatında ise, özellikle tekstil ticareti alanında yurt içi ve yurt dışı piyasalara hitap eden önemli bir firmanın sahibi ve yöneticisi olan müvekkil, gerek siyasi, gerekse is yaşamında Denizli ilimizin kalkınmasına, Denizli halkının huzur ve refahına yönelik önemli çalışma ve projelere imza atmıştır. Ticari yaşamında ayrıca Güney Ege Bölge Kalkınma Ajansı Yönetim Kurulu üyeliği ve Denizli Organize Sera Bölgesi Yönetim Kurulu üyeliği de yapan müvekkil, insani ve sosyal alanda faaliyet gösteren birçok sivil toplum kurulusuna sağladığı katkı ve desteklerle de bilinen ve tanınan saygın bir is insanı ve politikacıdır”

“BELEDİYE İMKANLARININ HİÇBİR KİŞİ YADA KURULUŞ TARAFINDAN BAŞKA AMACA MATUF KULLANILMASINA ASLA MÜSAADE ETMEMİŞTİR”

Aileden gelen köklü bir ahlak anlayışı ve yeterli ölçüde maddi refahı bulunan müvekkil, gerek belediye başkanı olduğu dönemde gerekse ondan önceki siyasi görevlerinde siyaseti sadece ve sadece millete hizmet aracı olarak görmüş, tüm is ve işlemlerinde mevzuatın gereğini yapmış, belediye imkanlarının hiçbir kisi ya da kuruluş tarafından başka bir amaca matuf kullanılmasına asla müsaade etmemiştir. Müvekkilin başarılarla dolu siyasi kariyerine ve Türkiye’ye yirmi yıla yakın bir zamandan beri hizmet eden mensubu olduğu AK Parti’ye zarar vermek maksadıyla, ana muhalefet partisi yetkilileri basta olmak üzere bir takım kötü niyetli çevrelerce müvekkil hakkında bir takım asılsız iddialar ortaya atılmış ve İçişleri Bakanlığı’nca Pamukkale Belediyesi hakkında yapılan bir inceleme çarpıtılarak basına servis edilmiştir. Yoğun çabalara rağmen, müvekkilin başkanlığı döneminde kendisine veya yakın çevresine menfaat sağlama anlamına gelebilecek iddia düzeyinde dahi bilgi ve bulgu elde edemeyen iftiracılar, bu kez bazı belediye bürokratlarının kendi yetki ve inisitiyatiflerini kullanarak müvekkilin bilgisi dışında yaptıkları is ve işlemler üzerinden müvekkili sorumlu tutma ve yıpratma çabasına girişmişlerdir. Bu meyanda, gerçeği hiçbir şekilde yansıtmayan iddialar internette ve sosyal medyada hızla yayılmıştır. Söz konusu yayınlarda, işlemleri kendi yetki ve kişisel inisiyatifiyle gerçekleştirdiği anlaşılan belediye başkanvekili Selim ARKAN’dan ziyade, işlemlerde hiçbir tasarrufu olmayan başkan Hüseyin GÜRLESIN ve bu işlemi tasvip anlamına gelen hiçbir tasarrufu bulunmayan AK Parti hedef gösterilmiş ve haksız ithamlarla suçlanmıştır. Müvekkilin Belediye başkanı olduğu dönemde, 2017/454878 kayıt numaralı ihale ile “Pamukkale Belediyesi, Kültür, Sanat Ve Yasam Merkezi Yapım Isi” ve 2017/374416 kayıt numaralı ihale ile “Aktepe Sosyal Tesis Yapım Isi” Kontas Ins. Tur. San. Ltd. Sti firmasına; 2018/233808 kayıt numaralı ihale ile “Beton Parke Yol Kaldırım Insaaatı 2018-01 isi” Geka Taah. Ve Tic. A.S firmasına verilmiştir. Bu firmalar, hakedis alacaklarını, yaptıkları sözleşmelerle Anadolubank A.S ve Yapıkredi Faktoring A.S adlı finans kuruluşlarına devretmişlerdir.

“HEPSİ RESMİ KAYITLARDA MEVCUT”

Müvekkil Hüseyin GÜRLESIN’in hangi tarihlerde görevde olmadığı, hangi tarihlerde izinli veya resmi görevli olarak Denizli dışında bulunduğu ve hangi tarihlerde görev ve yetkilerini hangi başkanvekiline devrettiği resmi kayıtlarda mevcuttur. Söz konusu kayıtlar incelendiğinde görüleceği üzere, gerek temlik sözleşmesine onay verildiği iddia edilen tarihte, gerekse hak ediş ödemelerinin yapıldığı tarihte müvekkil görevde değildir. İşlemler müvekkilin bilgisi ve izni dışında, o sırada göreve vekalet eden başkanvekili (başkan yardımcısı) Selim ARKAN tarafından kendi yetki ve inisiyatifiyle yapılmış, konu ile ilgili çekince gösteren personele “sorumluluğu ben üstleniyorum” diyerek yazılı talimat Selim ARKAN tarafından verilmiş ve ödemeler de bizzat Selim ARKAN tarafından ilgili firmalara yapılmıştır. Bu durum İçişleri Bakanlığı’nın teftiş raporunda da bu şekilde açıklanmıştır. Konu ile ilgili inceleme henüz devam etmekle birlikte, esasen gelinen aşamada müvekkilin iddia konusu olayda hiçbir hukuki sorumluluğunun bulunmadığı açıkça anlaşılabilmektedir. İçişleri Bakanlığı’nın raporunda her ne kadar bazı belediye personelinin başkanın bilgisi dahilinde islemleri yaptıklarını ifade ettikleri belirtilmiş ise de, işlemi gerçeklestiren baskan yardımcısının personeli ikna için o şekilde bilgi vermesi nedeniyle personel o kanıya kapılmıs ve öyle ifade vermiştir. Kaldı ki, işlemi yapan personel başkanın suçsuz olduğunu bilse dahi, suçlama korkusu ve baskısı altında suç atma (atfı cürüm) psikolojisiyle hareket ettiginden o sekilde ifade verebilecegi, bu ifadelerin her zaman gerçegi yansıtmayabilecegi ve tanıklık anlamında delil değeri taşımayacağı izahtan varestedir. Yine söz konusu yayınlarda yer aldıgı sekliyle, yapılan ödemelerden başkanın haberinin olmamasının hayatın doğal akısına aykırı olduğu iddia edilerek suçlama başkan Hüseyin GÜRLESIN’e yöneltilmek istenmiş ise de, bu durum da gerçegi yansıtmamaktadır. Zira temlik sözleşmesine onay verilmesi baskan Hüseyin GÜRLESIN’in resmen görevde olmadığı bir zaman diliminde gerçeklestigi gibi, anılan sözlesme resmen veya noter aracılıgıyla da baskanlık makamına teblig edilmemistir. Bu durum karsısında baskanın, hakedis ödemelerinin yüklenici firmalara yapılmasının yanlıs veya olagandısı oldugunu düsünmesi beklenemez. Temlik onayını veren ve ödemeleri yapan baskan yardımcısı Selim ARKAN’ın bir hukukçu olması da baskanın onun yaptıgı islemlere güven duymasına neden olmustur. Kaldı ki, söz konusu hak edis ödemelerinin tamamı baskanın görevde ve hatta Denizli ilinde olmadıgı zaman dilimlerinde gerçeklesmistir. Bu durum Belediye kayıtlarında bulunan görevlendirme yazılarıyla sabittir.

“HİÇ KİMSEYE, HİÇ BİR KURULUŞA, HİÇ BİR ÇEVREYE KANUN DIŞI BİR İŞ VEYA İŞLEM YAPILMASINA MÜSAADE ETMEMİŞTİR”

Is ve siyasi hayatı boyunca devlet malına karsı oldukça hassasiyet ve özen içinde içinde olan müvekkil, belediye baskanlıgı döneminde siyasi gelecegini dahi riske atmaktan çekinmeyerek hiç kimseye, hiçbir kurulusa, hiçbir çevreye kanun dısı bir is veya islem yapılmasına müsaade etmemistir. Bu sayede büyük bir ilin büyük bir merkez ilçesinin yeni kurulmus bir belediyesi olmasına ragmen, ilçeye ve belediyeye önemli yatırımlar kazandırmıs, halka saglık, egitim ve alt yapı alanında önemli hizmetler sunabilmistir. Hal böyle olmakla birlikte, müvekkilin izni ve bilgisi dısında gerçeklesen bazı islemler hakkında henüz sorusturma izniyle ilgili süreç dahi tamamlanmamısken, müvekkille ve mensubu oldugu partisiyle ilgili tamamen “yargısız infaz” mahiyetinde degerlendirmeler içeren haberler Cumhuriyet Halk Partisi yetkililerince basına servis edilmistir. Müvekkille ve partisiyle ilgisi olmayan is ve islemleri konu alan bu haberler, dogrudan müvekkili suçlu gösteren, aile ve özel hayatının gizliligini ihlal eden, seref ve saygınlıgını zedeleyen, haber verme ve haber alma özgürlügünün sınırları dısına tasan maksatlı yayınlardır. Müvekkilin mensup oldugu Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti), temiz yönetim ve temiz siyaset anlayısını bu ülkeye kazandırmıs, bugüne dek hiçbir suçun ve suçlunun hamiligini yapmamıstır. Bilindigi üzere, belediye baskan yardımcılarının görevlerinde siyasi kimlikleri bulunmayıp, devlet memurları kanununa göre görev icra eden bürokratlardır.

“HABERLERİN AMACININ HABER DEĞİL, SİYASİ LİNÇ ÇALIŞMASI OLDUĞU AÇIK BİR ŞEKİLDE ORTADA”

Bir ana muhalefet partisi bunu bildigi ve bilmesi gerektigi halde, baskan yardımcısını suçlarken ve basına demeç verirken bu sahsın sıfatının önüne “AK Partili” ibaresini eklemis, konuyu parti ile iliskilendirme ve çarpıtma çabasına girmistir. Bu durum dahi, yapılan basın açıklamasının ve basında yer alan haberlerin maksadının haber olmadıgını, siyasi linç çalısması oldugunu ortaya açık bir sekilde ortaya koymaktadır. Açıklanan gerekçelerle, söz konusu yayınlar müvekkilin ve mensubu oldugu siyasi partinin kisilik haklarına haksız saldırı teskil etmekte, aynı zamanda müvekkilin aile ve özel hayatın gizliliginin ihlaline, seref ve saygınlıgının zedelenmesine neden olmaktadır. Müvekkilin hiçbir surette dahlinin ve etkisinin bulunmadığı tüm bu işlemlerde bir hukuka aykırılık olup olmadığı dahi henüz belli olmayıp, bu konuda iddia ve tespit yapma yetkisi sadece yargıya aittir. Bu bağlamda gerek temlik işlemlerinin mevzuata uygun olup olmadığı gerekse temlik alana ödeme yapılmasının yasal koşullarının oluşup oluşmadığı, temlik alanların temlik edenlere rücu edip etmediği ve bu anlamda firmalara ödeme yapılmasının belediyeyi zarara uğratıp uğratmadığı, işlemleri kimlerin gerçekleştirdiği, harcama yetkilisinin kim olduğu, gerçeklesen işlemlerde kimlerin yasal sorumluluğunun bulunduğu hususlarında henüz yetkili yargı makamlarınca bir tespit ortaya konmamıştır. Hukukumuzda, kişiler, partiler, basın-yayın organları ve idare suç isnadı yapmaya yetkili değildir. Gelinen aşamada, İçişleri Bakanlığı’nın tedbiren soruşturma izni vermesine itiraz edilmiş ve itiraz henüz sonuçlanmamış olmakla, iddiaların yargılama konusu olup olmayacağı dahi henüz belli değilken, basın yayın organlarında “konu yargıya tasındı, usulsüzlük, yolsuzluk, menfaat sağlama” gibi itham ve suçlamaların yapılması hiçbir şekilde basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilemez. Yüksek yargı içtihatları da bu yöndedir. Basın özgürlüğü sınırsız bir özgürlük değildir. Yasalarda kamu düzeni ve kişilik haklarının orantısız biçimde ihlalinin önlenmesi bu özgürlükten daha fazla korunmaya değer bir hak olarak görülmüştür. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10/2. maddesinde de ifade özgürlüğünün sınırlama sebepleri sayılmış, bunlardan birinin de “başkalarının şöhret ve haklarının korunması” olduğu hüküm altına alınmıştır. Avrupa Insan Hakları Mahkemesi de, Axel Springer & Almanya kararında, ifade özgürlüğü ile kisilerin özel hayatlarının korunması ve mahremiyet hakkının karsı karsıya geldiği durumlarda, sınırlamanın sözleşmeye uygun olup olmadığının tespiti bakımından “ifadede sözü edilen kisinin tanınmıslık derecesi ve aktarılan konu ile aktarılan bilginin dogrulugu, içerigi, biçimi ve etkilerinin dikkate alıması” gerekliliğine vurgu yapmıştır. Basın yoluyla islenen suçlar nedeniyle görülen davalarda göz önünde bulundurulması gereken “basın özgürlüğü” kavramının içeriği ve hukuka uygunluknedenlerine dair Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.02.2007 tarihli, 2007/7-28 E. – 2007/34 K. sayılı kararında; “Bilgiyi yayma, eleştirme ve yorumlama haklarının kabulü için, açıklama, eleştiri veya değer yargısı biçimindeki bilginin gerçek ve güncel olması, açıklanmasında kamunun ilgi ve yararının bulunması, açıklanış sekli ile konusu arasında düşünsel bir bağ bulunması, açıklamada “küçültücü” sözlerin kullanılmaması gerekir” denilmiştir.”

“GERÇEĞİ YANSITMAMAKTA, HAKSIZ VE HUKUKSUZ”

Bu açıklamalar ışığında, 2014 yılında Adalet ve Kalkınma Partisi’nden Denizli ili Pamukkale ilçesi kurucu belediye başkanı seçilen ve 5 yıl boyunca şeref ve saygınlığıyla bu görevi basarıyla ifa eden müvekkil Hüseyin GÜRLESIN’in görevde olmadığı zaman dilimlerinde yapılan ve bilgisi dışında gerçeklesen işlemler üzerinden kendisine ve mensubu olduğu siyasi partiye yönelik yapılan yayınların, müvekkil ve partisi açısından gerçeği yansıtmadığı, haksız ve hukuksuz olduğu, yürütülen siyasi linç girişimine bu yayınların alet edildiği, böyle bir çabanın ise basın özgürlüğü kılıfı altında korunmasına hukuken olanak bulunmadığı gözetilmelidir. Müvekkilin ve mensubu olduğu siyasi partinin kişilik haklarını ihlal eden yayınlara yönelik ceza ve özel hukuk alanında gerekli hukuki girişimlerde bulunulacağını hatırlatır, basın yayın organlarımızı basın ilkeleri ve etik değerler açısından daha özenli olmaya davet ettiğimizi saygıyla kamuoyunun bilgisine arz ederiz”

Son güncelleme: 29 Mart 2021 – 22:05

Reklam

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu