Kelâm var mıdır Allah’ım kelâmın üstüne?
Selâm var mıdır Allah’ım selâmın üstüne?
Selâmün Aleyküm değerli dostlar…
Merhamet etmeyene, merhamet olunmaz demişler. Hatta, bir kelâm-ı kibâr ile ifade edecek olursak,
‘’Yarın, Allah’ın kendisine nasıl davranacağını merak edenler, bugün, O’nun yarattığı mahlukâtına nasıl davrandıklarına bir bakıversinler.’’ derler.
Meşhur hikâyedir…
Vaktiyle memleketlerin birisinde, herkesin birbirini tanıdığı küçük bir kasabada, bir sarhoş yaşıyordu. Bütün gününü, gecelerinin çoğunu kasabanın meyhanesinde geçiriyordu. Evini, işini, çoluk-çocuğunu çoktan unutmuştu. Bu yüzden herkes kendisine soğukluk duyuyordu.
Kimse kendisiyle ne doğru dürüst konuşuyor, ne de selâm alıp veriyordu. Bu haldeyken günün birinde vakti saati doldu ve öldü. Kendisine yaşarken duyulan hoşnutsuzluk ölümünden sonra bile sürdürüldü. O kadar ki, namazını kılacak kimse çıkmadı. Cenazesi ortada kaldı.
Adamın karısı, kocasının ölüsünü bir küfeye koyup sırtına yüklendi ve gömmesi için o çevrede yaşayan ve iyilikseverliği ile tanınan bir çobana götürdü. Çoban bir çukur açıp adamı gömdü. Ardından herkes “cehennemi boylamıştır” diye dünüşünüyordu.
Aradan bir müddet geçti. Beldenin ileri gelenlerinden biri rüyasında sarhoş adamı cennette gördü. “Adam canım rüyâdır, rüyâda her şey görülür” diye geçiştirdi. Ama her gece aynı rüya tekrarlanıyordu. Hemen imama gidip durumu açtı. İmam da aynı rüyayı epeydir kendisinin de görmekte olduğunu söyledi.
Bunun üzerine akıllarına bu adamı gömen çobana gidip nasıl gömdüğünü, arkasından ne söylediğini sormak geldi. Birlikte çobana gittiler. Selâm sabahtan sonra hemen konuya girdiler:
– Bir süre önce defnetmen için karısı tarafından sana bir cenaze getirildi. Sen onu nasıl gömdün? Gömerken ne dedin?
– Valla merakınızı anlamıyorum. Biliyorsunuz ben cahil biriyim. Bir çukur açtım, adamı koyup üstünü kapatıverdim.
– Peki, bu sırada hiçbir şey söylemedin mi? Bir duâ okumadın mı?
– Ben pek duâ bilmem. Yalnız şunu söyledim:
– “Ya Rabb’i, şimdiye kadar sen bana birçok misafir gönderdin, ‘’Allah misafiriyiz’’ diye bana geleni, senin rızan için ağırlamaya, memnun etmeye çalıştım. Kırk yılda bir, bir misafir de ben sana gönderiyorum. Sen de onu, şanına uygun bir şekilde ağırla”
O zaman demişler ki, mesele anlaşıldı.
Allah, biz onun kullarına, onun yarattıklarına nasıl davranıyorsak, O da bize öyle davranacak.
Cömertlere, cömert olurmuş.
Ayıpları örtenin, ayıplarını örtermiş.
Affedeni, affedermiş.
Ezan okunurken işini gücünü bırakıp camiye hicret edeni, daha çok severmiş.
Yetimin başını okşayanın, başını okşarmış.
Hüzünlü yüreklere merhem sürenin, hastalığına şifâ sunarmış.
Bâkî selâm ve muhabbetlerimle…
Son güncelleme: 6 Aralık 2019 – 11:25




Hocam elinize kaleminize sağlık
Başarılarınızın devamını dilerim duâ ile hayırlı cumalar
Yüreğinize sağlık