Reklam
Genel

RAMAZAN BİR DUÂDIR

Reklam

Selâm var mıdır Allah’ım selâmın üstüne?
Kelâm var mıdır Allah’ım kelâmın üstüne?
Önce selâm, sonra kelâm değerli dostlar.
Selâmün Aleyküm.
Rabb’imizin rahmeti, bereketi, mağfireti, irfânı, ihsanı cümlemizin üzerine olsun.
İki cihan güneşi peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa’nın (sav) üzerine sonsuz
salât ve selâm olsun.

Duâm kabul olmadı diye mahzun olma, duâ edebilenlerden olduğun için memnun
ol.
Lütuf; el açıp istediğin şeyin sana ihsan edilmesi değil; bilâkis el açıp,
isteyebilenlerden olmanın sana ihsan edilmesidir.
Birinde istediğin hâlde sana verilmeyen var, diğerinde sen henüz istemeden sana
ihsan edilen…
İstediğini vermeyen kudret, sana istemeyi vermiş, daha ne olsun?

Rivâyet edildiğine göre bir gün Musa (as) Cenâb-ı Hakk’a niyâz etti:
“–Yâ Rabb’î! Benim cennetteki komşum kimdir?”
Cevâben kendisine:
“–Benim filan yerde kasaplık yapan ve dostum olan bir kulum vardır. Ancak onun
kasaplıktan başka çok mühim bir işi daha mevcuttur ki, eğer yanına davet edersen
gelemez!
İşte cennetteki komşun o olacaktır, ey Musa!” buyuruldu.

Hazreti Musa, derhal o kasabı ziyarete gitti. Kendisinin Musa Kelimullah olduğunu
bildirmeden:
“–Ben, sana misafir olarak geldim!” dedi.
Kasap da kendisine gelen ve her bakımdan diğer insanlardan farklı olduğu belli
olan bu nur yüzlü misafire, büyük bir tebessümle alâka gösterip onu evine götürdü.
Hanesinin başköşesine oturtarak izzet ve ikramda bulundu. Ona kendi elleriyle et
pişirdi ve önüne koydu. Musa (as)’a mühim bir işi olduğunu söyleyerek kendisini
beklemeyip yemeğe başlamasını söyledi. Kendisi de pişirdiği et yemeğinin diğer
kısmını, küçük lokmalar halinde hazırladı. Sonra duvarda itinalı bir şekilde asılı
duran zembili indirdi ve içinde bulunan çok yaşlı, mecalsiz, âdeta kuş kadar
ufalmış bir kadıncağıza hazırladığı lokmaları yedirmeye başladı. Yemeğin ardından
onun ağzını güzelce sildi. Sonra temizliğini yaptı. Sevdi, okşadı ve tekrar büyük bir
itina ile yerine koydu. O bunları yaparken, ihtiyar kadıncağız da sürekli ona duâlar
ediyordu.
Hazreti Musa, bu zembili, kasabın dükkânında da görmüş, fakat bir şey
soramamıştı. Hayretle bekledi.
Kasap, bütün hizmetini bitirip Hazreti Musa’nın yanına gelince, O’nun yemeğe
başlamadığını görüp sordu:
“–Ey nur yüzlü misafirim! Niçin yemeğe başlamadın?”
Musa (as):
“–Sen bana şu zembilin sırrını söylemedikçe yiyemem!” dedi.
Bunun üzerine kasap şöyle başladı sözlerine:
“–Ey misafirim!
Bu zembilin içinde bulunan yaşlı kadıncağız, benim annemdir. Çok ihtiyarlamış
olduğundan takatsizdir. Hem ona bakacak kimsem de yoktur. Ben de onu yalnız
bıraktığım zamanlarda herhangi bir hayvanın kendisini rahatsız etmesi endişesiyle,
böyle zembile koyup yukarı asıyorum. Bazen de yanımda dükkânıma götürüyorum.
Benim gönlümün bütün huzuru, ona yaptığım hizmettendir. Günde iki öğün yemek
veriyor, anneciğime karşı bütün vazifelerimi seve seve yapıyorum!”

Hazret-i Musa sordu:
“–Peki, sen bu hizmetleri yaparken o, sana bir şeyler fısıldayarak ne diyordu?”
Kasap da:
“–Annem yaptığım hizmetler için daima:
‘’Allâh seni cennette Musa (as)’a komşu eylesin!’’ diye duâ eder. Ben de bu güzel
duâya “âmîn” derim. Ancak o yüce peygambere komşu olabilecek kıymette amel
nerede, ben neredeyim?” diye cevap verdi.
O âna kadar, kim olduğunu gizleyen Musa (as) tebessüm etti ve şöyle dedi:
“–Ey sâlih kişi, müjdeler olsun sana! İşte ben Musa’yım. Beni sana, Allah gönderdi
ve buyurdu ki:
‘’Anasının hizmetinde kusur etmeyerek, rızasını kazanıp, duâsını alan o velî
kulumu, cennette sana komşu eyledim! Şükreyle, lutf-i ilâhî sana mübârek olsun!”
Gözleri, sevinç gözyaşlarıyla dolan kasap, büyük bir muhabbetle Musa (as)’ın elini
öptü; sürûr, şükür ve huzur içinde yemeklerini yediler.

Değerli dostlar!
Duâ kıymetli, duâ mühim…
Hele hele ana-baba duâsı en mühim.
Kerim kitabımızın İsrâ Suresi’nin 23. Âyeti kerimesinde yüce Rabb’imiz ne
buyuruyordu;
‘’Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi ve anne babanıza iyi davranmanızı
emretti. Onlardan biri veya ikisi senin yanında yaşlanırsa onlara öf bile deme!
Onları azarlama! İkisine de gönül alıcı güzel sözler söyle.’’

İşte evlatlara muhteşem bir uyarı,
Anne babalara da evlatları için duâ etmenin en makbûl ve mebrûr sebebi…

Anne babalar, evlatlarına hayır duâ etsinler.
Siz evlatlar da onların hayır duâsını almaya gayret edin.
Haa unutmadan,
İftar sofrasında edilen duâlar, reddolunmazmış. Gönlümüzdekilere ve gönlünden
bizleri geçirenlere de duâ edelim.

Bâkî selam ve muhabbetlerimle…

Son güncelleme: 8 Mayıs 2020 – 12:33

Reklam

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu