Reklam
Genel

ŞİİRCE MUHABBET

Reklam

ŞİİRCE MUHABBET

‘’Siz, şiir deyin adına,

Biz, muhabbet diyelim.

Muhabbetimize ortak olun,

Sizin de bir şiiriniz olsun.’’ dizeleriyle çıktım bugün yola.

‘’ Şiirce Muhabbet ‘’ edelim istedim bu hafta.

‘’ Şiir nedir? ’’…

Sorusunun cevabını aramaktan ziyade, şiirin hayatımıza dokunuşlarını yazmak istedim.

‘’ Şiir üzerinde, bu güne değin o kadar çok şey söylenmiştir ki, duygudan ilhama, akıldan düşünceye, ruhtan dine kadar bağlanmadığı mefhum kalmamıştır. Şiir üzerine bu kadar çok söylenmiş ve yazılmış olmasına karşın yine de tarifsizliğini sürdürmüştür. Hatta “ Şiir gibi tarifsiz ” diye bir benzetme kalmıştır geriye. Belki de bu tarifsizliktir şiir.’’ olarak tanımlıyor İsmet Özel.

‘’ Kısa bir öyküdür hayat, uğruna upuzun acılar çektiğimiz.

Kısa bir türküdür, bir kez daha söylemek için delirdiğimiz. ’’ dizeleriyle şiirin hayatımızla o iç içe oluşunu yüreğimize nakşeylemektedir Yılmaz Odabaşı.

Şiir deyip geçmemek gerek azizim. Şiirde her kelimenin bir işaret taşı olduğunu, bir kelimenin yeri geldiğinde gönlümüzde yaralar açıp yeri geldiğinde merhem gibi gönlümüze şifâ olduğunu unutmamak gerek.

Yunus ile gönül haritalarını, Akif ile cemiyeti, Yahya Kemal ile tarihi, Necip Fazıl ile metafizik haritalarını açtığı su götürmez bir gerçek olduğunu inkâr etmemek gerek.

Mevlânâ, Fuzûlî, Şeyh Galip, Mehmet Akif, Necip Fazıl, Ahmet Haşim, Sezai Karakoç, Cahit Zarifoğlu ve aramamızdan geçen hafta ebedi âleme hicret eden Nuri Pakdil gibi isimler kadim medeniyetimizde, şiirin yapı taşları olmuşlardır.

Âlimin ilmi, şâkirin şükrü, zâkirin zikri, mazlumun gözyaşı, dervişin duâsı ne ise yukarıda isimlerini yazdığımız ve yazamadığımız şâirlerin de gönül dünyamızda nasıl izler bıraktığının şâhidiyiz.

Şu yazımı okurken halkın öğretmenliğine soyunup geleneği sırtlayan, geleceğe köprü kurmaya çalışan, çocukların ve gençlerin eğitimini önemseyen, çocuklarımızı, hayatın kirli ırmaklarından kurtarmamızın gerekliliğini ve yollarını sıralayan, Türk dilinin inceliklerini önemseyen, doğaya duyduğu özlemi dile getiren çağdaş bir Yunus olmalıyız her birimiz.

‘’ Yazmak, hüsrandan kurtulmanın yolu olarak çıkacaktır karşınıza ’’ diyor ya yazar.

Ben de diyorum ki bizler de ‘’ okuyarak hüsrana uğramaktan kurtulmanın yollarını ’’ düşünelim.

S/özün özü olarak;

‘’ Şiir nedir? ’’ Sorusunun dizelerde hayat bulmuş hâlini Muammer Çalar’dan okuyalım.

Şiir; dört mısraya dizilmiş söz zinciri değil.

Şiir; âşığın sazı, dervişin nazıdır.

Şiir; sevdânın özü, baharın yazıdır.

Şiir; gülün sevdâsı, bülbülün avazıdır.

Şiir; sevgi, barış, birlik niyâzıdır.

Şiir; özlemdir, hasret sazıdır

Şiir; sevdanın âlâsı, gönlün duâsıdır.

Şiir; ananın feryadı, asker rüyâsıdır.

Şiir; güzel cümleler, sözün azıdır.

Kısacası şiir; edebiyat ansiklopedisinin koparılmaz bir sayfasıdır.

Şiir aşkınız dâim olsun dostlar.

Bâkî selâm ve muhabbetlerimle…

Son güncelleme: 25 Ekim 2019 – 10:38

Reklam

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu