Reklam
Genel

ÜÇ SUÂL-BİR CEVAP

Reklam

Kelâm var mıdır Allah’ım kelâmın üstüne?
Selâm var mıdır Allah’ım selâmın üstüne?
Selâmün Aleyküm değerli dostlar…

Bu hafta güzel bir kıssa ile girelim konuya…
Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’ye felsefecilerden bir grup geldi. Suâl sormak istediklerini bildirdiler. Mevlânâ hazretleri bunları Şems-i Tebrîzî’ye havâle etti. Bunun üzerine onun yanına gittiler. Şems-i Tebrîzî hazretleri mescidde, talebelere bir kerpiçle teyemmüm nasıl yapılacağını gösteriyordu. Gelen felsefeciler üç suâl sormak istediklerini belirttiler.
Şems-i Tebrîzî;

“Sorun!” buyurdu. İçlerinden birini başkan seçtiler. Hepsinin adına o soracaktı.
Sormaya başladı:
“Allah var dersiniz; ama görünmez, göster de inanalım.”

Şems-i Tebrîzî hazretleri;
“Öbür sorunu da sor!” buyurdu.
O;
“Şeytanın ateşten yaratıldığını söylersiniz, sonra da ateşle ona azap edilecek dersiniz hiç ateş, ateşe azap eder mi?” dedi.
Şems-i Tebrîzî;
“Peki, öbürünü de sor!” buyurdu.
O;
“Âhirette herkes hakkını alacak, yaptıklarının cezasını çekecek diyorsunuz. Bırakın insanları canları ne istiyorsa yapsınlar, karışmayın!” dedi.
Bunun üzerine Şems-i Tebrîzî, elindeki kuru kerpici adamın başına vurdu. Soru sormaya gelen felsefeci, derhâl zamanın kadısına gidip, davacı oldu.
Ve;
“Ben, soru sordum, o başıma kerpiç vurdu.” dedi.

Şems-i Tebrîzî;
“Ben de sadece cevap verdim.” buyurdu.
Kâdı bu işin açıklamasını istedi. Şems-i Tebrîzî şöyle anlattı:
“Efendim, bana Allahü Teâlâyı göster de inanayım, dedi. Şimdi bu felsefeci, başının ağrısını göstersin de görelim.”
O kimse şaşırarak;
“Ağrıyor; ama gösteremem.” dedi.
Şems-i Tebrîzî;
“İşte Allahü Teâlâ da vardır, fakat görünmez.
Yine bana, şeytana ateşle nasıl azap edileceğini sordu. Ben buna toprakla vurdum. Toprak onun başını acıttı. Hâlbuki kendi bedeni de topraktan yaratıldı.
Yine bana;
“Bırakın herkesin canı ne isterse onu yapsın. Bundan dolayı bir hak olmaz.” dedi. Benim canım onun başına kerpici vurmak istedi ve vurdum. Niçin hakkını arıyor? Aramasa ya! Bu dünyada küçük bir mesele için hak aranırsa, o sonsuz olan âhiret hayatında niçin hak aranmasın?” buyurdu.

Felsefeci, bu güzel cevaplar karşısında mahçup olup, söz söyleyemez hâle düştü.

S/özün özü değerli dostlar;
Hayatımıza yön verirken şuursuzca davranışlardan uzak durmak, kişiyi hem bu dünyada hem de bâkî âlemde huzura kavuşturacaktır.
Hepimizin hayatı iki kelime, ‘’bir varmış, bir yokmuş şu âlemde.’’
Gönül dünyamızı ve sosyal ilişkilerimizi yerle bir eden bir düşünce hâkim bizlerde. El âlem ne der?
Hâlbuki o sığ düşünceden sıyrılıp özümüze yönelsek ve şu cümleyi serlevha eylesek gönlümüze bütün mesele çözülecek.
‘’El âlem ne der?’’ düşüncesinden, ‘’El-Âlim ne der?’’ davranışına hicret ediversek birçok şey değişecek hayatımızda.
Biz Allah’ı sadece camilerde aramamalıyız.
Bir kap yemeği olmayana, bir kâse çorba götürdüğümüz evdedir ALLAH.
Başını okşadığımız, yüzünü güldürdüğümüz yetimin saçlarındadır ALLAH.
Gölgesine sığındığımız ve dalını dahi incitmediğimiz ağacın yapraklarındadır ALLAH.
Susuzluktan kıvranan bir köpeğe, bir kediye, bir kuşa bir kap su uzattık ya, işte o sudadır ALLAH.

Bâkî selâm ve muhabbetlerimle…

Son güncelleme: 15 Kasım 2019 – 17:23

Reklam

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu