Zeybekci, FOX TV"de Çalar Saat"e Konuk Oldu | Ege Haberleri
Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
reklam REKLAM

Zeybekci, FOX TV’de Çalar Saat’e Konuk Oldu

, , , kategorisinde, 06 Eki 2020 - 15:32 tarihinde yayınlandı
Zeybekci, FOX TV’de Çalar Saat’e Konuk Oldu
reklam

Önceki Dönem Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci FOX TV’de İsmail Küçükkaya İle Çalar Saat programına katıldı. Zeybekci, canlı yayında çok önemli açıklamalar yaparken, “Ülkemizin geleceği konusunda gayet iyimserim. Dünyaya baktığım zaman, dünya ile ölçümlediğim zaman… Bugün dünyada ilk 1. çeyrek ve 2. çeyrek büyümelerinde gerek OECD üyesi ülkeleri arasında gerek AB, gerekse G20 içinde 1. ve 2. çeyrekte bir numaralı pozitif anlamda söylüyorum, hangi ülke ? Türkiye… Bunu ben söylemiyorum. Bunu OECD söylüyor. Bunu dünya bankası söylüyor” dedi.

Ege Haberleri (Denizli Haber)

Önceki Dönem Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, FOX TV’de İsmail Küçükkaya İle Çalar Saat programına katıldı. Zeybekci, canlı yayında birbirinden önemli açıklamalar yaptı. Pandemi süreci ve gündeme dair açıklamalarda bulunan Zeybekci ilk olarak Türkiye’de pandemi sürecindeki eğitim ve sağlık noktalarında görüşlerini anlattı. Küçükkaya’nın canlı yayına nereden geldiğini sorması üzerine Zeybekci, “Denizli’den geldim. 3 gün İzmir, 3 gün Denizlideyim. Kongrelerde her yere gidiyoruz, arkadaşlarımızı görmek eski günleri yad etmek. Güzel hatıralar biriktirdik sizinle de… Bu sene üniversiteye ve liseye başlayan çocuğum var. Uzaktan eğitim görüyorlar. Olağan üstü bir hal yaşıyoruz. Bu pandemi döneminde önce sağlık. Sağlığı önce Türkiye olarak garanti altına aldığımızda, büyüklerimizin yaşlılarımızın çocuklarımızın, kendimizin, çalışan arkadaşlarımızın bütün herkesin sağlığını güvence altına aldıktan sonra geri kalan telafi edilebilir. Sağlıktaki kayıp, sağlığımızda olabilecek olan bir şeyin telafisi yok. Onun için uygulamayı ben doğru buluyorum. Diğer taraftan bir nesil bir dönem, farklı eğitim görüyor. Liseye başlayan küçüğümüz, sabah 8:30’da uzaktan eğitimle derse başlıyor ama yüz yüze eğitim gibisi, öğretmenin ona dokunması, öğretmenin onu yönlendirmesi, öğretmenin sevmesi veya biraz kızması, bunlar olmadığı zaman eğitimde, bunun yerini tutacağını zannetmiyorum ama gördüğüm kadarıyla kendimden birebir yaşayarak çocuğumuzdan, başarılı bir eğitim dönemi geçiyor. Dün açılan rakamlarla 2,3,4. sınıflar ve 8. ve 12. sınıflar yüz yüze başlıyor. Bunlar çok olumlu. En azından ümit verici gelişmeler. Demek ki artık diğerleri de arkadan gelecek” dedi.

“ÇAĞRILARA BİREBİR UYMAK LAZIM”

Zeybekci, açıklamalarında COVİD-19 tedbirleriyle alakalı olarak, “Bazı yerde bazen oluyor ki yanımızda çalışan arkadaşımızda bir COVİD-19 vakaları yaşanıyor. Maalesef en yakınınızdakine dokunana kadar belki ciddiye almıyorsunuz. Belki hani, ‘Bize gelmez, bize bulaşmaz gibi bir algı var. Yakınınıza geldiğinde bir anda farkındalık artıyor. Veya tepkiniz artıyor. Aldığınız tedbirler artıyor. Bence Sağlık Bakanımızın, Cumhurbaşkanımızın, Hükümetimizin veya bu işin uzmanlarının, bilim kurulunun yaptığı çağrılara birebir uymak lazım. Birebir onları dikkate almak lazım. Nitelikli maske, temizlik ve mesafe… Bunları kesinlikle dikkate almak lazım. Diğer taraftan da tabi ki şuan ki sağlık sistemimi ben çok başarılı buluyorum. Türkiye’nin sağlık sistemiyle ilgili aldığı önlemleri, teknik anlamdaki aldığı tedbirleri, tedavi yöntemlerini, çok uzakta değil artık hastalığa yakalananlar. Az önce yayına girmeden önce muhasebe müdürü arkadaşımız şuan da hastanede tedavi altında. Onunla görüşüyoruz. Devamlı görüşüyoruz. Evinde tedavi olanlar var. Arkadaşlarımız var, dostlarımız var. Tedavi anlamında kendilerini daha güvende hissediyorlar.  Sağlık çalışanlarımızdan Allah razı olsun. Onlara verebileceğimiz maddi bir karşılığı olmaz. Birebir biliyoruz. Hastanedeki doktorları biliyoruz. Evinde tedavi olan insanları biliyorum. Geliyorlar orada evinde her gün insanlara ulaşarak tedaviler yapılıyor. Çok iyi takip edilen bir sistem var. Türkiye bu anlamda çok başarılı. Türkiye’de hastanelere baktığımız zaman, açılan hastaneleri gidip yerinde gördüğünüzde veyahut yatak kapasitelerine baktığınızda, yoğun bakım kapasitelerine baktığınızda, arka arkaya açılan hastanelere baktığımızda, Türkiye’nin ne muhteşem bir tedbir aldığını, ne kadar büyük bir hazırlık içinde olduğunu görüyorsunuz. Ne kadar kısa sürede yapıldı Yeşilköy’deki Atatürk havalimanının içindeki hastane. Orada bir şey feda edilirken, diğer etkileri de mutlaka görmüşlerdir. Hastanelerle ilgili, hani bir zamanlar Şehir Hastaneleriyle ilgili eleştiriler vardı. Ne gerek var bunlara?, Veya finansman yöntemleriyle ilgili eleştiriler var. Bakın muhteşem işler yapıldı. Bugün her alanda baktığımız zamanda muhteşem işler yapılıyor, farklı finansman yöntemleriyle. Ülke olarak bizim, hani paramız olsun da yapalım, hazinemizin, devletimizin, sağlık bakanlığımızın bütçesi veya diğer bakanlıklarımızın bütçesi, para olsun da yapalım dediğimiz zaman bunların hiç birini gerçekleştiremezsiniz. 15-20 sene sonra yapacağınız şeyleri bugün yapıp milletin kullanıma sunuyorsunuz” ifadelerine yer verdi.

“İZMİR MUHTEŞEM ZENGİNLİKLERİ OLAN BİR ŞEHİR”

Zeybekci, İzmir ile ilgili önemli açıklamalar yaptı. Zeybekci, “İzmir’de sizinle iki kere yayın yaptık. İzmir seçimleri sırasında… Size çok teşekkür ediyorum. Objektif, tadı damağımızda kalan. Muhteşem yayınlar yaptık. Üşüdüğümüz yayınlar yaptık. İzmir, tarihçi Heredot’un dediği gibi ‘Gök kubbe altında yaratılmış en güzel topraklar’ Ege ile ilgili, İzmir ve çevresiyle ilgili söyleniyor. Hakikaten muhteşem zenginlikleri olan İzmir… İzmir tarımda, turizmde,sanayide, bilimde, sağlıkta, bir çok alanda dünyada bir numara olabilecek olan potansiyele sahip bir şehir. Onun için bu zenginlikleri değerlendirmek anlamında da bizi her zaman için heyecanlandıran bir şehir. Tersine de göç veriyor bu arada. Tersine de beyin göçü veriyor. Çünkü genç işsizlik oranının en yüksek olduğu şehirlerden bir tanesi. Neden? İzmir bu kadar zenginlik içinde bu kadar varlık içinde bunları değerlendirme imkanı pek bulamayan bir şehir. Öncelikle şunu söylemek istiyorum. 6 Ekim bugün. İstanbul’un düşman işgalinden kurtuluşu. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Geldikleri gibi giderler’ dediği o Boğaz kenarında gemileri seyrederken söylediği bir sözdü. Geldikleri gibi gittiler. Tabi ki ben başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Kurtuluş Savaşımızın bütün gazileri ve şehitlerini rahmetle, minnetle, şükranla anıyorum. Bu arada tabiî ki ülkemizin güvenliği için de milletimizin güvenliği için de Türkiye’nin bir çok yerinde veya Türkiye’nin etrafında güvenlik güçlerimize de buradan, Allah onların ayağına taş değdirmesin’ diyorum. Yine vatanlarını savunan Karabağ’da Azeri kardeşlerimize, düşman işgalinden, düşmanları yurtlarından def etmek üzere cephede çatışan Azeri kardeşlerimize de Rabbim muzafferiyetler nasip etsin diyorum” dedi.

BABACAN’A ELEŞTİRİ: “VİCDANEN RAHATSIZ OLDUĞUM ŞEYLER VAR”

Zeybekci, “Bugün niye sizin davetinizin veya sizinle o görüşmemizde tabi ki diye gelmek istedim. Vicdanen rahatsız olduğum şeyler var. Bugün Türkiye’de bazı alanlarda bazılarının söylediği sözlerden sonra ben siyasi anlamda ne pasif haldeyim. Hiçbir aktif görevim yok. Hiçbir kurulda yer almıyorum. Bakanlık yaptım. 2018 yılının Temmuz ayında görevim bitti. Ondan sonra Ekonomi Politikaları Kurulu kararı vardı. İzmir adaylığımız sebebiyle oradan da ayrıldım.  TÜİK devletimizin önemli kurumlarından birisi. Türkiye’nin enflasyon hesaplama yöntemlerini de bütün dünya ve Avrupa’daki AB standartlarındaki eş değer kurumlarla bunları birlikte yapıyor. Sadece enflasyon sepetindeki bir iki ürün evet patlıcan artmış. Bunu zaten TÜİK kendisi de söylüyor. Bazı ürünlerde artmış. Ama TÜİK’in açıkladığı rakamları bunlar yalan söylüyor. Bu anlama gelecek şekilde imalarla yıpratmanın kimseye faydası olmaz. Bunu kalibre edebilecek olan dünyada evrensel kurumlar var. Onlar eğer bugün TÜİK’in rakamlarıyla ilgili bir şey demezken dışarıdakiler bir şey demezken içeridekilerin konuyla ilgili soru işaretleri yaratmasına ben kesinlikle anlam veremiyorum. Biraz önce de hani söylediniz ya Sayın Ali Babacan’ı da konuk ettik diye. Beni davetiniz ile ilgili buraya gelirken vicdani sorumluluk anlamında gelmek istediğim nokta veyahut ben o dönemin şahidiyim. Ben onları gördüm. Yaşadım ben onları. Söylenenler öyle değil diye. Vicdani bir sorumluluktan dolayı buraya gelmek istedim özellikle. Neden ? Ben sizi seyrediyorum sabahları. Sayın Babacan burada sizin programınızdayken de tesadüfen o anda dikkatimi çeken sözleri, Cumhurbaşkanımız ile ilgili… ‘Bunlar halktan kopuk. Bunlar külliyenin, sarayın duvarların arkasında otoriter, totoliter… Nasıl yani dedim bir anda… Bunu kim söylüyor Allah aşkına? Bunu acaba CHP’nin eski tüfeklerinden biri mi söylüyor. Ali Babacan söylüyor. Bunu belki de Türkiye’de söylememesi gereken böyle nezaketsizlik, böyle saygısızlık anlamına gelebilecek böyle vefasızlık anlamına gelebilecek, nadir insanlardan biri olması lazım. Neden ? Çünkü ben detayları biliyorum. Neden ? mesela siyasi tarihimizde AK Parti içerisinde kimsenin görüşlerini eleştirmem. Çünkü kişilere dayalı bir eleştiride bulunmak için buraya gelmedim. Böyle bir niyetimde yok. İşte Cumhurbaşkanımızın siyasette söylediği ve siyaset tarihine geçmiş olan sözleri ‘Cumhurbaşkanı adayımız Abdullah Gül bey kardeşimizdir. Veyahut Ahmet Davutoğlu…’ Neden bunlar şimdi ayrı siyaset yaptıkları için söylüyorum. Sayın Davutoğlu’nun ‘Bu can bu bedende oldukça nefes alıp verdikçe benim ağzımdan Tayyip Erdoğan aleyhine bir kelime duymayacaksınız, duyamayacaksınız’ sözleri… Bunlar tarihte yerini aldı. Ama ben Cumhurbaşkanımızın, Davutoğlu ile Abdullah Gül ile yakın temaslarını, ilişkilerini bilmiyorum. Yani o bölümün şahidi ben değilim. Olmadım oralarda çünkü. Ama ben Ali Babacan ile ilgili çok özel şeylere şahidim. Bakın Cumhurbaşkanımız ile beraber biz aile olarak 4 defa tatile gittik. 2002’den başlamak üzere 2004’de, 2007’ de 2011 gibi… 2 aile var. Sayın Cumhurbaşkanımızın ailesi ve bizim ailemiz. Tenezzül buyurdular. Bu davetlerimizi kabul ettiler. Orada 3. bir aile vardı. Bize katılan. Ali Babacan ve ailesi… Cumhurbaşkanımızın Sayın Babacan’a bir ağabey gibi, bir kardeşi gibi nasıl sevdiğine ben şahidim. Çocuklarını dizine oturarak veya torunu gibi evladı gibi nasıl sevdiğini nasıl muhabbetle sevdiğine ben şahit oldum. En iyi dost eleştiren dosttur. En iyi dost, bir yerin yırtılmış, falanca yerin görünüyor. Kamuoyunda, toplum içinde böyle olma diyen dosttur. Ama siz bu özelliklerle bu kardeşlik hukuku içinde bu sevgi hukuku içinde olduğunuz başka hiç kimsenin olmadığı bu özellikler içinde olduğunuz bir kişiye bugün ‘Sarayın duvarları arkasında külliyenin duvarları arkasında halktan kopuk totoliter demek, bunu kamuoyunun önünde söylemek birebir değil de bu yakışan bir şey midir ? Bu nezaketli bir şey midir? Bunu başkaları söyleyebilir. Bilmediğim için başka birileri söyleyebilir. Muhalefet söyleyebilir ama siyaset hırsı bu olmamalıdır. Benim vicdanım bunu kaldırmadığı için ben bunu söylüyorum bugün. Özel bir bölümü açıyorum.  Kul hatalıdır. İnsan hatalarla mevcuttur. Ama bunu şöyle Türkiye’de en kolay ulaşabileceğiniz insanlardan bir tanesi de Tayyip Erdoğan’dır. Halktan kopuk, halkla arasında mesafeler var, duvarlar var denilen Cumhurbaşkanına, sanırım Sayın Babacan, o yumurta kadar dünyasında iğne deliği kadar bir yerden baktığında Tayyip Erdoğan’ı sanırım halktan kopuk görüyor. Allah aşkına 1994 yılından beri Tayyip Erdoğan’ı takip ediyorsunuz. Kamuoyu yakından görüyor biliyor. Tayyip Erdoğan’ın insanlarla olan ilişkisini halkla olan o sıcak temasını kucak kucağa, el ele, kahvesinde,taksi durağında, fırınında, simitinde, lokantasında, piknik yerinde, düğününde… Dünyanın her yerinde her türlü insanla beraber, dünya liderleriyle. Baktığınızda Tayyip Erdoğan Allah aşkına halktan kopuk biri gibi mi duruyor. Vicdanen rahatsızım. Vicdanen bu olmamalı. Dostluk bu olmamalı, siyaset anlayışı bu olmamalı. Siyaset adına, siyasi hırslarla bir insan bu noktaya gelememeli. Ali Babacan noktasındaki bir insan gelmemeli. Başkaları gelebilir. Başkaları siyaseten her şeyi söyleyebilir. Dostça, karşılıklı olarak eleştirmek söylemek yerine direk uzaktan da söyleyebilir. Ama Ali Babacan, bu noktada olmaması gerektiğini ben vicdanen inanan dostça inanan birisiyim. Ali Babacan’ı herkes biliyor. Ali Babacan 5 dönem milletvekilliği yaptı. 5 dönem milletvekilliği içinde halktan kopuk veyahut o sırça saraylar derken 5 tane milletvekili arkadaşını söyleyemez bana. Meclisteki o dönemlerde. Her dönemden bir tane samimi olduğu arkadaşını söylesin.  Tayyip Erdoğan bugün var yarın yok. Hani Cumhurbaşkanlığı’nın konutu için yapılmış olan şeyler bu ülkenin bu milletin bu devletin prestij makamlarıdır. Bunu onlar da biliyorlar, kendileri de biliyorlar. Bunu kalkıp da başka bir yere yani siyaseten taş atmış olmak karşıdakinin camını kırmış olmak adına yapmak…Bakın siyasette maalesef bizim muhalefet anlayışımızda ‘Ben daha iyiyim. Projelerim şunlar. Ben Türkiye’nin problemlerini şu şekilde çözeceğim. Veya ben İzmir’in şu problemlerini şöyle çözeceğim. Problemler şunlardır demek yerine o kötü. O aşağı doğru düşsün ben zeminde kalayım” diye konuştu.

“ÜLKEMİZİN GELECEĞİ KONUSUNDA GAYET İYİMSERİM ÇÜNKÜ…”

“Ülkemizin geleceği konusunda gayet iyimserim” diyen Zeybekci, “Dünyaya baktığım zaman, dünya ile ölçümlediğim zaman… Bugün dünyada ilk 1. çeyrek ve 2. çeyrek büyümelerinde gerek OECD üyesi ülkeleri arasında gerek AB, gerekse G20 içinde 1. ve 2. çeyrekte bir numaralı pozitif anlamda söylüyorum, hangi ülke ? Türkiye… Bunu ben söylemiyorum. Bunu OECD söylüyor. Bunu dünya bankası söylüyor. Ama diğer taraftan şöyle, inanılmaz bir pandemi döneminden geçiyoruz. Dünyada ekonomilerin, istihdamın, işsizliğin, ihracatın, ticaretin, üretimin yerle bir olduğu dönemden geçiyoruz.  Türkiye olarak baktığımız zaman hakikaten ben şuan da bir sanayiciyim. 1200 üzerinde çalışanımızın olduğu işletmelerimiz var. Bir tek arkadaşımızı bile işten çıkarmadık. Bir tek arkadaşımızı bile. Dünyada hiçbir ülkede bugün işten çıkarmanın dondurulduğu bir ülke yok. Türkiye’ de var. 3,5-4 milyon insana kısa dönem çalışma ödeneğinin ödenebildiği tek ülke var. İnanılmaz bir olağanüstü halden geçiyoruz. Türkiye’yi bundan 5-10 sene önceki 2008 krizi öncesi ve sonrası düzeltme anlarıyla onlarla değerlendirmek yanlış olur. Ben bir ihracatçıyım. 2020 yılıyla ilgili söylüyorum. Kendi şirketimizde 1200 civarında çalışanımız olduğu ekmeğimizi paylaştığımız hatta bu arada da çalışanlarımızın sayısını artırdığımız bir döneme de giriyoruz. Mart, Nisan ve Mayıs aylarında da ihracatımızda yüzde 50 bir düşüş yaşadık. Durdu. Yurtdışındaki müşterilerimizin bir anda her şeyi dondurdu, iptal etti, askıya aldığı bir dönem yaşadık. Haziran ayı itibariyle geldiğimiz noktada yüzde 35’lerde olan bir önceki yılın ilk 6 ayına göre olan o ihracatımızdaki düşmeyi şu an yüzde 16’lar, 17’ler seviyesine indirdik. Ama burada turizmde yaşadıklarımızda belli. Bunlar birer vaka… Türkiye’nin bugün ihracat gelirlerinde düşme olduğu ama ithalatında düşme var. Bunları şimdi ihracatın, ithalatını karşılama oranı daha iyi ama diğer anlamda da evet bir pandemi, bir olağan üstü hal yaşıyoruz. Ama bu olağan üstü hali geçerken yiğidi öldürelim ama hakkını yemeyelim. Ama öldürmeden de hakkını verelim. Bu dönemde eğer  Türkiye’de insanlar işten çıkarılmadıysa bu dönemde eğer KOBİ’ler, esnaf, sanayici, ihracatçı, eğer çarklarını döndürmeye devam ettirdiyse, şuan da bu hükümetin almış olduğu hızlı kararlarla, anında müdahalelerle bunu yaptı” ifadelerine yer verdi.

Küçükkaya’nın Ali Babacan’ın, “Bu iktidarın hatalı ekonomi politikaları neticesinde eline çırayı aldılar, adeta 100 milyar doları yaktılar. Dolar aynı yerinde kalsın diye. Buna nasıl yorum verirsiniz? sorusuna ise Zeybekci, “ Harika! O dönemleri çok iyi bilen birisiyim. 1999’dan 2004 yılına kadar da İhracatçılar Birliği Başkanı olmuş biri olarak söylüyorum.  İşin içinden gelen birisi, teori veya uluslar arası kuruluşların kurumların, standardizasyonları, derecelendirmeleriyle değil, direk ocaktan, fırının başından gelen birisi olarak söylüyorum. 2004 yılından itibaren de belediye başkanı, 2011 yılından itibaren milletvekili, 2013’ün Aralık sonundan itibaren de Ekonomi Bakanı olarak da görev de olan birisi olarak söylüyorum. Yaşadığım bir vakayı da anlatayım size… Bu Türkiye’de pek konuşulmadı, tartışılmadı. Tayyip Erdoğan’ın vefasını burada görüyorsunuz. Öyle bir vefalıdır ki, adamlarıyla ilgili, ekibiyle ilgili, kalkıp da şundan dolayı oldu diye mazeret beyan etmez. Çünkü der ki ‘ Bu millet yetkiyi bana verdi. Bu millet mührü bana teslim etti. Sorumlusu benim diye… Mazeret yaratmaz, başka yere topu taca atmaz. 2014 yılı 28 Ocak günü… 17-25 Aralık döneminde Türkiye’ye o dönemdeki o istikrarsızlık yaratılmaya çalışılan o kaos dönemiyle ilgili kurla ilgili inanılmaz ataklar var. Merkez Bankası o 17-25 Aralık döneminden sonra günde 3 Milyar, günde 5 milyar hatta 26 Ocak günü, 2014’ten bahsediyorum. 7 Milyar dolarlık satış yaptı. Yaklaşık 10 gün küsur içinde 30 Milyar dolar satış yaptı. Bu bir yöntemdir. O dönemde peki, yıl 2002’nin sonundan itibaren 2016’nın Mayıs’ına kadar Türkiye’de ekonomide bir numara yetkili, veyahut Türkiye’de herkes tarafından kabul edilen bir kişi var. Ali Babacan… Bugün şimdi gökten zembille inmiş gibi bu dönemi kötülemek, ama o döneme şimdi birlikte bir bakalım. Ne oldu o gün. 28 Ocak 2014. Başbakanımız ki, şimdi Cumhurbaşkanımız Ekonomi Koordinasyon Kurulu Üyelerini, 7 bakan, Çankaya’daki  Başbakanlık Konutu’nda toplantıya çağırdı. Akşam. Konumuz ekonomiyle ilgiliydi. Kimler var. Ali Babacan, Numan Kurtulmuş, Mehmet Şimşek, Cevdet Yılmaz, Nurettin Canikli, Nihat Zeybekci… Konumuz ne piyasalar… Kur atakları… Genel itibariyle ekonomi piyasalarındaki o günkü gazetelere veya kurumları hatta sizin internet sitelerinizi açın bakın. Beklentiler var. Piyasalar diyor ki yüzde 1 ile 2 aralığında bir faiz artışını Merkez Bankası yapması lazım. Başbakanımızın da faizle ilgili tutumu belli. Çünkü o diyor ki, tüketici kredileri, esnaf, ihracatçı, sanayici, hazine borçlanmaları, Türkiye’nin genel borçlanmalarına bu ne maliyet getirecek. Onları daha çok ön plana alıyor. Herkes söz aldı konuştu. Genel itibariyle söylüyorum. Merkez Bankası’nın piyasanın faizle ilgili beklentilerini değerlendirmesi yönünde bir kanaat oluştu. Cumhurbaşkanımız Ali beye döndü. Dedi ki; Ne Yapacaksınız ? Ne kadarlık bir oran olacak?. Efendim piyasa beklentileri şu… ‘Ali’ dedi ‘Bana net rakam söyle. Ne olacak. Ne yapılacak ? Efendim yüzde 1,5 ile 2. İlk defa konuşulan şeyler bunlar. Sizin burada konuşuyorum. Şahitleri de söyledim. Sorabilirsiniz her birine. Cumhurbaşkanımız toplantıdan kalktı. Hiçbir şey demeden ayrıldı. Orada biz de kendi aramızda ne haliniz varsa görün, ne yaparsanız yapın anlamına geldiğini kendi aramızda da sohbet ettik. Ertesi gün sabah başbakanımızın başkanlığında resmi bir ziyaret için biz günü birlik İran’a gittik. Türkiye’de de Merkez Bankası olağan üstü toplantı kararı aldı. Ali Babacan, Merkez Bankası, hazine, maliye ve kamu bankalarından sorumlu başbakan yardımcısı. İran’da toplantı sırasında bir not geldi. Merkez Bankası Para Piyasası Kurulu kararı diye. Yüzde 5 buçuk faiz artışına gitti. Bütün piyasalar yüzde 1,5-2’ye razıydı. O akşam konuşulan da buydu. Genel itibariyle söylüyorum. Merkez Bankası hala bağımsız. Merkez Bankası bütün dünyada bağımsız olduğu kadar bağımsızdır. Hükümetler ekonomi politikaları üretir. Bu yol haritası çizer genel itibariyle. Enflasyon hedeflemesiyle genel kanaatlerini ortaya koyar. Yasalar çıkar. Merkez Bankası da hükümetlerin çizdiği bu ana patikada ve yasalar çerçevesinde bağımsızdır. Geçen gün yüzde 2 oranında faiz artırdı. Türkiye kimse bekliyor muydu? Bakın Türkiye’de bununla ilgili müdahale yöntemleri vardır. Bunun her birini yaptı. Merkez Bankası bağımsız olarak yaptı. Bankalara getirdiği kurallarla… Cumhurbaşkanımızın ağzından bugüne kadar şundan dolayı, bundan dolayı diye bir şey duydunuz mu? Ben size söyleyeyim. O gün itibariyle Türkiye’nin yüzde 1,5-2 yerine yüzde 5 buçuk faizin artırılması tüm esnafımızdan ev hanımımıza kadar bütün kredilerde tamamında Türkiye’nin borçlanma maliyetlerini 3-3,5 puanlar… Yüz milyarlarca TL Türkiye’ye maliyeti oldu. Bakın gerçekten kibrit çakılan çakılıp da yakılan budur. O soruyu sorduğu sorduğunuz için. Ali Babacan’ın söylediği Merkez Bankası ile ilgili. 1, asıl kibrit çakılıp yakılan budur. Asıl Türkiye’den emilerek götürülen para budur. Size soruyorum. Esnafsınız, sanayicisiniz, ticaret erbabısınız. Veya diyelim ki bir bankanız var. Evinizde de 100 Bin Dolar var. Bugün bir karar alıyorsunuz. Bu dolarımı satacağım. Doları sattınız. Karşılığında Türk Lirası aldınız. Peki çöpe mi attınız dolarınızı? Kibrit çakıp yaktınız mı ? Bir şey söylerken negatif olsun diye. Ali Babacan’ın orada söylediğini akıl kabul etmez. Kibrit çaktılar yaktılar.Merkez Bankası’nın hazinenin zaman içinde yaptığı şeyler. Zamanında da yaptı. O zaman da kibrit çakılıp yakılmadı. 2014 yılından bahsediyorum. Şimdide kibrit çakılıp yakılmadı. Doğru ve yanlış diyebilirsiniz. Eksi veya artı diyebilirsiniz. Ama kibrit çakıp yakıldı diyecek popülist bir siyasi bir söylem içine girmek ona yakışmaz” dedi.

Yazar / Haber Editörü : Tüm Yazıları
Avatar
Yorum Yaz
“65 Yaş ve Üstü Vatandaşlar Gittikleri Yerde 30 Gün Kalacak”

Denizli Valiliğinden yapılan açıklamada, gerekli sağlık şartlarına sahip 65 yaş üstü vatandaşların gittikleri yerde 30...

Kapat